Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
ALIŞ | SATIŞ | ||
USD | 0 | 0 | |
EURO | 0 | 0 | |
Eskiye duyduğumuz özlem, belki de çok güzel olduğundan değil, bir daha yaşanmayacak olmasındandır. Eskiden çocuktuk, masumduk, hırslarımız yoktu. Eskilerin güzel olması tabii ki mazide kalması ve bir daha o anıların tekrar yaşanmayacak olmasıdır. Her şey eskiden mi güzeldi? Yoksa güzel olan her şey eskide mi kaldı? Hangi zaman diliminde yaşarsak yaşayalım, eski zamanlar hep daha güzel gelir. Belki de bu geçmişe duyulan özlemin bir yansımadır ya da var olan zamandan bunalma halidir. Bazı şeyleri hatırlamak ve kıyaslamak adına; “Eskiden” ve “Şimdi” diye yorum yapmaya başlamışsak artık yaslanmışız demektir. Aslında geride bırakılanlar ya da bırakılmak zorunda kalınanlar özlenen; anılardır. Yaş ilerledikçe eskiler değerleniyor. Evet, eskiden her şey çok daha güzeldi, çok daha saftı, çok daha masumdu, çok daha temizdi. Yaşımız çok olmasa da; nerede o eski günler demekten kendimizi alamıyoruz. Bazen, eskiye duyduğumuz özlem öyle büyüktür ki eskinin ta kendisi oluruz. Her insanın özlediği mutlaka bir anısı vardır. Şu an bu yazıyı yazarken aklıma gelenleri sıraladım, bu liste herkese göre değişebilir, daha da uzayıp gidebilir veya çok daha kısa da olabilir. Bir şeye özlem duymak için illa yaşamak mı lazım? İnsanın doğasında vardır geçmişe özlem duymak. İşte “Eskiden” ve “Şimdi”ye bazı örnekler. Özlediğimiz ne varsa hepsi eskide kaldı.
Eskiden, yaz tatilinde köylere gidilirdi. Şimdi, tatil köylerine gidilir oldu.
Eskiden, düşene el uzatırlardı. Şimdi, kalkmak isteyene tekme atılır oldu.
Eskiden, gelinler kaynanadan korkardı Şimdi, kaynanalar gelinden korkar oldu.
Eskiden, adamın hası makbuldü, Şimdi, parası olan makbul oldu. Eskiden, bir pantolon iki gömleğimiz olurdu. Şimdi, gardroplarda yer bulunmaz oldu.
Eskiden, çocuktuk hayallerimiz vardı. Şimdi, büyüdük dertlerimiz var.
Eskiden, damlarda yatılırdı Şimdi, evlerde yatmaya korkulur oldu. Eskiden, komşu komşunun külüne muhtaçtı. Şimdi, komşu komşunun “wifi” sine muhtaç oldu.
Eskiden, mutfak yoktu ama evlerde yemek pişerdi. Şimdi, son sistem mutfaklarda yemek pişmez oldu.
Eskiden, domates mis gibi kokardı, salatalığa doyum olmazdı. Şimdi, ne domatesin kokusu, ne de salatalığın tadı kaldı.
Eskiden, hasret kokulu mektuplar vardı. Şimdi, hayallerimizde, hatıralarımızda kaldı.
Eskiden, komşulara oturmaya gidilir sohbet edilirdi. Şimdi, komşu komşudan habersiz oldu.
Eskiden, yağmur yağdığında camlar açılır toprağın kokusu hissedilirdi. Şimdi, çift camlardan ne yağmurun sesi, ne toprağın kokusu kaldı.
Eskiden, küçük evlerimiz vardı oturacak yer bulunmazdı. Şimdi, saray gibi evlerimiz var oturacak kimse kalmadı.
Eskiden, bütün mahalle tanınır isimleri tek tek bilinirdi. Şimdi, oturduğumuz apartmanda kimse kimseyi tanımaz oldu.
Eskiden, dostlarımıza ulaşmak daha kolaydı. Şimdi, dostlarımızın telefonuna ulaşılmaz oldu.
Eskiden, anne babalar çocuklarını yönlendirirdi Şimdi, çocuklar anne babayı yönlendirir oldu.
Eskiden, mektuplaştığımız arkadaşlarımız vardı. Şimdi, facebook, ınstagram twitter arkadaşlarımız var.
Eskiden, hayat şartları zordu ama imkansızlıklar hayatı daha yaşanılası kılıyordu. Şimdi, yaşam kalitemiz yükseldikçe memnuniyetsizliğimiz daha da arttı.
Eskiden, öksüren çocuğun sırtına hafifçe vurulur su içirilirdi. Şimdi, öksüren çocuk "astım başlangıcı" diye hastaneye götürülür oldu. Eskiden, yere düşen küçük ekmek kırıntıları yerden toplanırdı. Şimdi, çöplükler ekmekten geçilmez oldu.
Eskiden, güven vardı, utanma vardı ayıp vardı, dostluk vardı, komşuluk vardı. Şimdi, güven yok, utanma yok, dostluk yok, komşuluk yok, daha acısı insanlık yok. Daha yazılacak ve karşılaştırılacak çok şey var. Belki sayamadığım, unuttuğum çok şey var.
gökhan yerli